AMASYA


Amasya
Amasya
Amasya



ALLAH GEZMEYİ ÖMÜRDEN SAYMAZMIŞ


27/02/2015

Tren yolculuğunun tadını aldıktan sonra tekrar canı çekiyor insanın. Sivas’tan sonra ki durak Malatya veya Amasya. İki ayrı görmek istediğim şehir. Amasya’nın dağları ayrı bir cezbediyor beni. Kalacak bir Couch(bkz. Couchsurfing.org) bulmam konaklama masrafımı sıfırladığı için Amasya’yı tercih etmemi sağladı. Kayseri’den Amasya’ya direk tren bulunmuyor. Önce Sivas ardından Amasya’ya geçiş yapmak gerekiyor. Aktarma arasında bulunan 2 saate yakın süre içinde karnımı doyurmak için ekmek arası atıştırmalıklar hazırladım kendime. Amaç en ucuz yoldan gezmek olunca kahvaltıya para veremezdim. Zaten sabahın o saatinde açık bir dükkan bulmak çok zor. Hele ki Sivas’ın o soğuğunda gardan dışarı çıkmak akıl kârı değil.


Kayseri garında treni beklerken 80 küsür yaşında ak sakallı bir dedemizle karşılaştım. Yaşlıların muhabbetlerini hepimiz biliriz. Bizim gibi tanımadıkları kişilerden uzak durmak yerine muhabbete girerler. Kimimiz iki sözcük ile geçiştiririz onları başka bir yere geçeriz kimimiz dinleriz ya da dinler gibi yaparız. Ben küçüklüğümü dede yanında geçirdiğim için onların muhabbeti beni hiç sıkmaz. Bebekler ve yaşlılar aynıdır benim gözümde ki biraz dikkat ederseniz neden öyle düşündüğüme hak verirsiniz. Rastladığım dedeyle de başladık tatlı bir muhabbete. Dedem diyor ki:


Allah gezmeyi ömürden saymazmış. Tren bileti ucuz, yaşlılara daha da ucuz. Oğlandan alıyorum parayı geziyorum. Adana’ya ahbaplarımı ziyarete gidiyorum şimdi. Geleyim hızlı trene bineceğim, Marmaray’a bineceğim yerin altından gidiyormuş, oraları da göreceğim ömrüm varsa.


Dedemin sözleri gezme fikrimi iyiden iyiye mahmuzladı. Hayatımızın en güzel dönemlerinde tıkılıyoruz eve ya da cafeye vaktimizi boşa harcıyoruz. Hele ki “Allah gezmeyi ömürden saymazmış” sözü ayrı bir yer etti bende. Dedemle okuyun evladım okuyun, sigara içmeyin vs. Öğütleri de aldıktan sonra trenim geldi ve yolculuk başladı.


Sivas’a vardığımda açlığımı gidermesi için hazırladığım zulanın yarısını yedim. Bir sonraki treni beklerken Sivas’ın dondurucu soğuğundan nasibimi almayı da eksik etmedim. Amasya treni gelir ve uzun bir yolculuk başlar. Tren yolculuğunun tek kötü yanı uyuyarak gittiğin yol kadar uyanıkta gitmek zorunda olman sanırım. Uykunu alıyorsun fakat yol hala bitmemiş.


Amasya’ya yaklaşırken saat yarımı gösteriyordu ve zulamın beni akşama kadar idare ettirecek geri kalan kısmını da tükettim. Gezilerimde yapılacaklar listemi telefonda değil kağıda yazmak daha çok hoşuma gidiyor. Bir sonrakine elime harita alacağım. Bu beni daha turist hissettiriyor. Listemde fazla gezecek yer yoktu fakat kimseye “Amasya’ya gittinde oraya gitmedin mi” dedirtmeyecek kadar da doluydu.


İlk olarak arkeoloji müzesini ziyaret ettik. Müze kart için bir turnike olmaması seri numasını el ile deftere kaydetmeleri garibime gitti. Demek ki çok ziyaretçisi olmuyor yoksa uğraşılacak gibi olmazdı. Müzedeki Osmanlı zamanından kalma Amasya ahalisinden olma sevgili mumya arkadaşlarımız gördüğüm ilk insan cesetleriydi. Onun haricinde müzeden aklımda kalan pek bir şey yok. Rakımı biraz yükseltip Harşena Dağı’nda bulunan Kral Kaya Mezarlarına geçerken beklentim yüksekti. Kral Kaya Mezarları içerisine girememem biraz hayal kırıklığına uğrattı beni. İçerisinde görülmeye değer bir şey olduğunu düşündüğümden değil fakat o kadar yol tırmandıktan sonra tarihi görmek istiyor insan. Mezarları göremesem de o yükseklikten Amasya’yı görmek gerçekten güzeldi. Bir yanda erimiş kar sularının bulanıklaştırdığı Yeşilırmak bir yanda yük treninin gardan ayrılırken çaldığı korna bir yandan bulunduğun dağa eş yükseklikte bir dağ ve ardında beyaz bulutlar arasında parlayan güneşin gökyüzünün maviliğini bir ton daha açması.


Bimarhane, dünyanın ilk akıl hastanesi. İçeri girerken akıllanır mıyım ya da olan da mı gider diye düşünmeden edemedim. Havanın sıcak olduğu halde içerisi hayli üşütüyor insanı. Döneminde yapılan cerrahi operasyonlarda kullanılan araçlar oldukça dikkatimi çekti. Eğer anestezi yapacak bir yöntemleri yoksa o dönemde yaşayıp hastalık geçirmek kesinlikle istemezdim.


Sultan Bayezid Camii, Saraydüzü Kışlası, İçeri şehir ve ünlü aşıklarımız Ferhat ile Şirin ziyaret ettiğim diğer yerler. Fakat buralar hakkında yazacak yazılarım kelimelerden ibaret olduğu için güzel demekle yetiniyorum.


Her şehirden aldığım gibi Amasya’dan da bir anahtarlık aldım. Turistik yerlerde bulunan dükkanların fiyat şişirmesini Amasya’da görmedim. Amasya emniyetinin başlattığı trafikte yayalara saygı projesi gerçekten güzel bir proje. Türkiye’de nadir rastlanır bir şekilde yol kenarında karşıya geçmek için beklerken araçların durup karşıya geçmenize izin vermeleri “vay be bunu da görecekmiydim” diye düşündürüyor insana.


Akşam olur ve Kral Kaya Mezarları, Yeşilırmak kıyısında bulunan tarihi evler ışıklanır ve şehir muazzam bir parıltıya bürünür. Gecesi de en az gündüzü kadar güzel bir şehir Amasya.


Çok az bir maliyete tamamladığım Amasya gezisi sonrası Sivas’a ulaştım. Bir önceki gezimde tamamlayamadığım listede Sivas köfte yemek vardı. Kayseri trenine olan iki saatlik arada hemen şehir merkezine gelip Sivas’ta ünlü Mis kebaba geldim. Yemeğin nasıl tatlı olduğunu anlatacak kadar edebi söylem bende olmadığı için sadece herkesin muhakkak gidip yemesini şiddetle önermekle kalıyorum.


ALLAH GEZMEYİ ÖMÜRDEN SAYMAZMIŞ.